22 Kasım 2014 Cumartesi

Antakya Notlari: Kilise Cami Yanyana, Doyulmaz Yemeklerin Tadına




Antakya'daki üçüncü günümde sabah erken uyandim. Otel odalari hep mi kasvetli olur.. Giyinip disari ciktim hemen. Sehrin ortasindan gecen Asi nehrinin asagi ve yukarisinda muhtesem bulutlar vardi. Bir yagmur, bir gunes olan bir sabaha dogru akiyordu sular.





Otelden karsiya gecince hemen Mado var. Oraya kahvaltiya geldim. Tabii hemen yoresel ne var diye sordum. Kirma zeytin, otlu peynir, dil peyniri, sunme peynir, rengi turuncu gibi olan pismis cokelek (ayrica sürk deniliyormus) ve onlarla yapilmis farkli farkli karisimlar. Kucucuk mideme neyi sigdiracagimi dusunerek hepsinden azar azar aldim. Kimyona benzeyen bir toz vardi adi zahtermis, onla zeytinyagli ozel bir karisim yaptilar. Cok saglikliymis icinde kekik, susam, nar eksisi filan vardi. Garson sekeri dusurdugunu soyledi. 




Tadini pek begenmesem de biraz ekmek bandim sifa niyetine. Antakya'daki aktarlarda satiliyormus. Seker hastalarina ayrica duyurulur. 

Her sehrin bir ulu camiisi vardir dersem sasirmayin, bu dogru bir sey. Minaresi de uzunmus ama kasinmayacagim bu sefer. Ne gerek var her camiinin minaresine cikmaya:) Camiinin avlusuna girdigimde arka tarafa dogru acilan bir kapi vardi ordan arkada gecince sag tarafta bir kabir gordum. Uzerinde Osmanli Turkcesi yazilar vardi. 







Biraz daha ilerleyince baska kabirler de gordum birinin uzerinde yesil renkte yazilar vardi. Cok eski mezarlar olmali bunlar. Zira camii Selcuklu izleri tasiyormus ama Memlukler tarafindan yaptirildigi dusunuluyormus ayrica Osmanli Donemi'nde de bakimdan gecmis. 










Avluya geri dondugumde ortadaki agaclarin protakal agaci oldugunu anladim. Ustelik uzerlerinde meyveleri vardi.










Ordan ciktiktan sonra yururken Ortodoks Kilisesi'ne rastladim giris kapisi kocaman ve gorkemliydi ustelik uzerinde yazan bir yazi cok dikkatimi cekti. 
"Sultan Abdulhamit'in himayesinde bu kapiyi saygin, yuce Dogu Patrigi Meletiyis insa etti ve insasini tarihledi. Ey kullar bu kapidan giriniz ve sukrediniz..1900" 









Gitmek istedigim yer, gitmem tavsiye edilen Affan Kahvesiydi. Burada bazi yerlerde ve Affan Kahve'sinde kahveler cay bardaginda geliyor ve suravi deniyor.   Icerisi bildigimiz kahveydi ve masalarda amcalar kagit oynuyorlardi. Acikcasi biraz cekindim girmeye. 



Ama girince arka tarafta bir bahce oldugu soylendi. Bahceye girdigimde turla gelmis insanlar vardi bu yuzden tum masalar doluydu. Yanlarina oturdugum iki ciftten Bursa'dan geldiklerini ogrendim. Affan kahvesine gidince bici bici de ye denmisti ama kahvenin duvarinda bir uyari vardi. Adi bici bici sandigim sey Haytali imis. Hatta konuyla ilgili bir aciklama hazirlayip, cerceveletip Kahvenin duvarina asmislar. 




 Yillar once Adana'da yemis oldugum icin bir daha yemedim.
Neden kahveyi fincanda vermediklerine ve cay bardaginda getirilen kahveye neden suvari desiklerini sordugumda soyle bir aciklama geldi. Sikiyonetim zamaninda su yag, ekmek kuyruklari olan zamanlarda ithal kahve yasakmis, o zamanlar memlekette kahve yokmus sanirim. Yasak oldugu icin polisler kahvelere baskina gelip kahve pisiriliyor, satiliyor mu diye bakarlarmis.


  Ama anlatanin dedigine gore insanlarin evlerinde kendi kahveleri varsa bardakta getirip kahvede icebilirlermis. Polis bastiginda ben bunu evden getirdim deyince sorun olmuyormus. Cay bardaginda da fincandan daha fazla kahve olacagi icin tercih ediliyormus. Daha sonra aliskanlik yapmis milet fincani kaldirmis. Antakya disinda fincanla servis yapilan yerlerde kahve icmek istendiginde bana suvari getir denirmis ve aslinda Ataturk cikarmis bu aliskanligi. Kahvesini hep suvari bardakta istermis. 




Yolda el yapimi sabun, ebrudan yapilmis ipek esarp ve fularlar satan bir bayan beni dukkanina davet etti. Defne yagi ve defne sabunu satiyorlarmis. Sabun sac dokulmesi, yagi cilde egzama agrilari ve kepege iyi geliyormus. Tyche Hediyelik esya dukkanin adi. Kurtulus caddesinde, katolik kilisesine yakin bir yer. Bana kahve de ikram ettiler, sohbet ettik, cana yakin insanlardi. 









Katolik Kilisesi ile adini cok garip buldugum Sarimiye Camii arasinda  kilisenin acilmasini beklerken baska bir dukkanda satilan hediyelik esyalar dikkatimi cekti. Gri renkli bir tasin uzerine sekiller cizilerek olusturulmus hediyelik esyalardi bunlar. Bu tasin adi Serpantin, insanin uzerinden negatif enerjiyi aliyormus ve Harbiye'de cikariliyormus.. 







Taslarin insan uzerindeki etkisine inandigim icin bir iki tane kolye ucu satin aldim. Orada kolye ucundan tutun magnetlerr ve levhalara varincaya kadar bir suru sey satiliyordu. Bir tane buyuk tas uzerine kem gozden korunmak icin ortadaki goz etrafina farkli figurler cizilmis olani vardi mesela. 







Buradaki dukkanin adi Baris Evi. Orada sattiklari esyalardan elde ettikleri gelirle din, dil, irk gozetmeksizin zor durumda olan insanlara yardim ediyorlarmis. Dukkanin kapisinda asili olan bir kagitta uc dilde hosgeldiniz yaziyordu. 








Burada camiiden asagi dogru eski Yahudi Hristiyan evleri var. Daha sonra cocuklari birer birer elden cikarmislar. Ayrica camiinin baktigi cadde Roma zamaninda dunyada ilk isiklandirilan cadde olarak biliniyormus.










Kilise normalde saat ucte acilirmis ben de acilmasini beklerken eski evlerin oldugu sokaklara daldim. Bazi sokaklarda arnavut kaldirimlari vardi. Bu sokaklar da kimi genis, kimi dar yollarla cevriliydi. 
Iceride daha bir suru tablo ve yakma teknigiyle yaptiklari bir suru farkli tablo uygulamasi vardi. Medeniyetler besigi Antakya ve haritasiyla calisma da ayrica guzeldi dogrusu. 









Daha ilerilere gittikce, bu sokaklarin aralarinda cafeler oldugunu farkettim. Sehrin genclerinin gittigi cafelerdi bunlar. Bazi duvarlar da duvar yazilariyla kapliydi. #siirsokakta tagini burada da gormek hosuma gitmisti.






Katolik Kilisesi'ne gitme sebebim kilisenin ust katindan gem kilise cani hem de camii minaresini yanyana cekebilmek icindi. Diyarbakir'da cektigim boyle bir fotograf vardi. Ayni dusunceyle kiliseye gidip ust kata ciktim ama can bir kulenin ustunde degildi, minare ise buyuyen portakal agaci yuzunden tam gorunmuyordu. Hatta o tepeden ucu bir arada bir goruntu alabilecegimi soylemislerdi ama can ve minare disindaki ucuncu obje olan Yahudi yildizi bir sure once kaldirilmis.. Ben de elimde olanla yetinmeye karar verdim. Ama siz canin yamukluguna takilmayin tabii, asli tamamen dumduz..







Ordan cikip carsiya geri donerken yolun karsi tarafinda bir dukkanin disinda yillar once gittigim resim kursunda yaptigimiz tahta yakma calismalarindan kasiklar, hatta tablolar gorunce iceri girdim. Bir kari-koca tahta yakma usuluyle tablo calismalari yapiyorlardi. Iceride yaptiklari bir Ataturk portresini gosterdiler bana gozlerini ay yildiz calismislar. Cok etkileyiciydi dogrusu. 














Onlara belki faydali olur diye kendi web sitemin adresini verdim. Begendikleri fotograf olursa bu teknik kullanabileceklerini soyledim. 







Otele donerken Uzun Carsi pazar gunu acik olmaz dusuncesiyle gecerken ugradim. Baharat filan alacaktim. Bu arada twitterdan bir abim Yusuf Usta'da kozde kunefe ye deyince orayi aramaya basladim. Cinaralti denen bir mekandaymis dukkani. Biraz dolasip, bir kac yere sorduktan sonra nihayet buldum. Guzel bir mekan. Kucucuk bir dukkanda koz atesinde kunefe pisiriyorlardi. Kunefe yapan adam ben kocaman tepsinin fotografini cekerken isterseniz video da cekin birazdan tepsideki kunefeyi havada ters cevirecegim dedi. Hazirlandim ve bekledim. Dedigi gibi tepsideki kunefeyi havaya firlatip ters cevirdi. Bir porsiyon siparis verip yerime oturdum. 
Dun soran bir arkadasima iyi yapan bulunursa her yerdeki kunefenin tadi ayni demistim ama bugun yedigim kunefeden sonra ayni fikirde degilim. Kozde yapilani kesinlikle daha nefis. 





Oradan cikinca bir de yemek yiyeyim dusuncesiyle zaten otele giden yolumun ustunde diye Sultan Sofrasi'na ugradim. Kagit Kebabi bekledigim etkiyi vermedigi, insanlar Tepsi Kebabi ye o daha iyi dedikleri icin denemek istedim. Bir de cok tavaiye edildigi icin humus yiyecektim. Hepsi cok lezzetliydi dogrusu. 






Bu arada bazi baharatcilar yarin acikmis. Son gunumde biraz alisveris yapsam iyi olur diye dusunuyorum..

Yarin gorusmek uzere...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme