28 Mart 2013 Perşembe

Fatih Paşa (Kurşunlu) Camii

Kurşunlu Camisi-Bıyıklı Mehmet Paşa Camisi (Mizgefta Fatih Paşa)Fatih Paşa Mahallesi’nin iç sokaklarında Nasuh Paşa Camisi’nin biraz ilerisinde yer almaktadır. Medrese ve hamamdan oluşan bu yapı topluluğu,  Osmanlı döneminin ilk valisi Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından  1516-1520 yıllarında  Surp Theodora Ermeni Kilisesi’nden (Surp Toros) camiye çevrilmiştir. 


Caminin en belirgin özelliği, kurşundan yapılmış merkezi kubbesinin etrafında küçük kubbelerin olmasıdır. Kubbelerinin kurşun ile kaplı olmasından dolayı halk arasında  “Kurşunlu Cami” olarak bilinir. Bıyıklı Mehmet Paşa’ya Diyarbakır ve bölgenin diğer bazı vilayetlerini, ünlü Kürt Beyi İdris-i Bitlisi’nin yardımıyla, Safevilerin saldırılarından kurtardığı için “Fatih Paşa” unvanı verilmiştir. Yaptırdığı camiye de Fatih Paşa Camisi denilmiştir.







Minaresi, camiinin kuzeybatı ucunda ve camiye bitişiktir. Kapısı avluya açılır,silindirik bir yapıya sahip olan minare sarımsı taşlarla örülmüştür. Camiinin avlusu zamanla çocukların oyun alanı haline geldiği için cemaat tarafından duyulan rahatsızlık yüzünden avlu duvarla camiden ayrılmış ve ön kısımda göreceğiniz duvar sonradan yapılmıştır. 











Camiinin yan tarafındaki bina Şafii'lerin namaz kıldığı bölümmüş. Daha sonra harabeye dönen yapı valilik tarafından bakım ve temizliği yapılarak halk için okuma yazma öğrenilen bir yer haline getirilmiştir.














Camii'yi gezerken beni en çok etkileyen yerlerden biri de o eski kapısı olmuştu. Bu yüzden tüm kapıyı gösteren bir fotoğraf çektim. Tabii camiinin avlusundaki çocukları da içine katmayı ihmal etmedimBu eski devasa kapı o günlerden bugünlere bu şekilde nasıl nasıl kalmış. Çok etkileyiciydi doğrusu..











Kapının üzerindeki demir işçilik te görülmeye değer doğrusu. Kilit ve kapı üstüne çakılmış motiflerin şekilleri tarihin etkisiyle birleşince çok güzel durmakta. 







Diyarbakır'ın bu bölgesi özellikle çok hoşuma gider. Arka tarafta camiinin minaresini gören bir sokak vardır oraya camiinin yan tarafından uzun ve dar bir sokaktan merdivenle çıkılır. Burada eski olduğu belli dar bir kemer vardır. Bu dar sokağın kenarında camiinin kenarında insanların geçerken dua ettikleri bir türbe vardır. Adı Özdemiroğlu Osman Paşaymış. Burada denilene göre eskiden askerler görev yaparmış ve atlarını bağladıkları yer bu geçitteymiş fakat halkın yoldan geçmesi zorlaştığı için o taş bölmeyi camiinin duvarını yaparken ve avlunun eksik yerlerine taş döşerken kaldırmışlar.





Camiinin yan kısmındaki yoldan çok da geniş olmayan bir kemerle girilen mahallede sokaklar arnavut kaldırımlarıyla döşeli. Fatih Mahallesi denen bu bölge  bakımsız olduğu için mahalle halkı da fakir. Bu çevrede yaşayan halk barışın gelmesini maddi imkansızlıklardan dolayı istiyor. Barıştan herkesin umutlu olduğunu ve barışın  herşeyi kapsadığıni söylerken içinde buralara devlet tarafından yapılacak yatırımlarla fabrikaların açılması umudunu ve maddi açıdan daha iyi bir hale gelmeyi bekliyorlar.





Geçen sene bu sokakağa geldiğimde gördüğüm bu manzara çok ilgimi çekmişti. Yerlerde arnavut kaldırımları, evlerin rengarenk boyası, tarihi bir kemer ve caminin arka planda görülmesi çok keyif vericiydi. Fakar ışık koşulları size her zaman gördüğünüz şeyi diğer insanlara da tüm etkisiyle aktarabilme imkanı tanımıyor. O yüzden tekrar geldim buraya. Havanın kapalı olması nedeniyle fotoğraf biraz daha istediğime uygun çıktı. Burada ortam ve mekanlar öyle güzel ki burada saatlerce vakit geçirebilirsiniz. İnsan tarihin içinde gerçekten huzur bulabiliyor. Düşünebiliyor musunuz camiinin yapılma tarihi 1500'lü yıllar.






O zamanlar nasıl bir yaşam varmış, insanlar neler yaparmış, ne yerler, ne içerlermiş. Hadi bunları bırakın camiinin kendi manzarası bile insanın huzurla nefes almasına yetiyor. Tabii ecdadıyla gurur duymasına da..









Camiinin geniş avlusunda yaklaşık 100 yıldır devam ettiği düşünülen bir pazar kurulmakta. Mahalle sakini 70-80 yaşındaki ninesinin bu pazarı hatırladığını söyledi. Bu pazar günleri kurulan bu pazarda eski eşyalar satılıyormuş. 




Mahalle halkı bu camiinin de Ulu Camii gibi korunmasını ve bakıma alınmasını istiyor. Bakımsızlık yüzünden ve yeterince tanıtılmaması dolayısıyla buraya ilginin çok az olduğundan yakındılar.









Kültürel varlıklarımızı koruma konusunda bu bölgeye de gereken değerin verilmesi gerektiğini kanaatindeyim. İnsanlar için de yaşam alanları daha iyi bir hale getirilirse, refah sağlanırsa ülke için de daha iyi olur. Bölgedeki terör ilerlememizi körükleyen bir faktör. Barışın temini yolunda iyi adımların atılması temennisiyle...

Ayşe Gül Ayanoğlu











NOT: Fotoğrafları daha iyi görebilmek için lütfen büyüterek izleyin..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme