yansima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yansima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2014 Pazartesi

İstanbul'da Bir Günden..


15 Kasım 2014 Cumartesi

Fotoğraf Hikayeleri 4: Sudan Yansıyan Ayasofya

DSLR fotoğraf makinemi 2009 yılında almıştım. Fotoğraf işi emek ister. Bir seneden fazla bir süredir fotoğraf çektiğim ve internetten fotoğraf gözlemlediğim halde başarılı olduğumu düşünmüyordum.

İstanbul’da çeşitli semtlere gidip fotoğraflar çekmeme rağmen bir türlü olmuyor dediğim zamanlardan birinde Sultanahmet Meydanı’na gitmiştim. Etrafta dolanıp bir kaç fotoğraf çektikten sonra Ayasofya Müzesi’nin önündeki meydanda dolaşmaya başladım. Evet Ayasofya karşımdaydı ama çekebileceğim tüm fotoğraflar diğerleriyle aynı olacaktı ve bir fark oluşmayacaktı. Böyle farklı bir kadraj arayışı içerisinde dolanıp dururken meydandaki büyük su birikintisini farkettim ve içine bakmaya başladım. Hava güneşli ve güzel bir gündü. Suyun içine baktığımda Ayasofya’yı görüyordum ama biraz daha eğilmem lazımdı çünkü tarihi eserin tamamını alabilmek veya anlamlı bir parçasını çekebilmek önemliydi benim için.

Bir de insan faktörü olmalıydı fotoğrafın içinde.  Yere doğru eğilerek su birikintisinin izin verebildiği ölçüde fotoğraf çekmeye başladım. Önünden insanlar geçtiği için de şanslıydım. Konuya ait 8-10 tane kare aldıktan sonra fotoğraf makinesinden fotoğraflara baktığımda sonuçlar hoşuma gitmişti.. Akşam eve gidip fotoğrafı düzenleyip o zamanlar fotoğraf paylaştığım siteye ilk fotoğrafım olarak ekledim. Fotoğrafa güzel eleştiriler gelmeye başlamıştı ve iki saat sonra bir de baktım fotoğraf sitenin hafta içi seçilen en beğenilen fotoğrafları arasında üstte bir banda eklenmişti. Çok şaşırmış olduğumu ifade etmeliyim. Sonra’dan üst banta beni çıkaran kişi olduğunu öğrendiğim bir fotoğrafçı o gün bana ”sizde profesyonel bir fotoğraf gözü olduğu düşünülerek o fotoğraf üst banda taşındı” demişti. Bütün dünyalar benim olmuştu tabii ama öğrenilecek daha bir çok şey vardı.

Bir iki gün sonra sitede bulunan bir profesyonel fotoğrafçı bana o fotoğrafın manipülasyon olup ormadığını sormuştu fotoğrafın altına yazarak. Ne dediğini anlamadığım için ”manipülasyon nedir diye sorduğumu” hatırlıyorum. Meğer fotorafa birşeyler eklemek ya da fotoğraftan birşeyler çıkarmak anlamına geliyormuş. Böyle birşey olmadığını söyledim ama fotoğrafçı beni insanları kandırmakla itham etti. Ona göre fotoğraf iki farklı açıdan çekilmiş iki fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşturulmuştu ve eğer fotoğrafta manipülasyon yoksa ona orjinalini göndermemi istedi. Tabii orjinali yabancı birine göndermek te büyük bir riskti ama buna rağmen kendisine orjinalle birlikte 4 fotoğraf daha yolladım. Fotoğrafları görünce ikna oldu ve maille benden özür diledi. Beni sitede yazdıklarıyla o kadar çok üzmüştü ki ona ‘Hayır siz ithamları sitede yaptını şimdi orda özür dilemeniz yakışık alır” dedim. O da sitede herkesin içinde benden özür diledi. Şimdi çok sevdiğim ve ilham aldığım ve bir çok şeyi öğrendiğim bir fotoğrafçı olan bu kişi daha sonra öğrendim ki fotoğrafı çektiğim yere giderek araştırma yapmış. Tabii bu gurur verici birşeydi benim için..

Bu fotoğrafla ‘fotoğraf gözümün açıldığını’ söyleyebilirim. Ondan sonra daha keyifle fotoğraf çekmeye, birşeyler öğrenmeye devam ettim. Aayasofya Yansıması için ”ilk göz ağrım” desem yeridir ve bu yüzden bu fotoğraf çok önemlidir.

14 Kasım 2014 Cuma

Fotoğraf Hikayeleri 2: Kumkapı'dan Yansıma

Yansıma fotoğrafları su birikintilerinin içlerinde ayrı bir dünya barındırdığını farkettiğimden beri vazgeçilmezdir benim için. İnsan bir kere fark ettimi yeterli oluyor. İnsanın gözü alğıda seçicilikle nerde onla onları görebiliyor.

İstanbul’un çeşitli ilçelerini gezmemiz gereken bir iş vardı elimizde. Bir gün işler bitmiş eve dönerken Kumkapı’ya çıktık. Biraz ilerleyince sahildeki sabahki yağmurdan oluşmuş su birikintisini farkettim. Araba şirketin arabasıydı ve aslında acelemiz de vardı ama şöförden bir 10 dakika durmasını rica ettim. Gerçi o taraflarda yol kenarına araba farketmez zor ama yol kenarındaki restoranlardan birinden araba için fark izni de alıp sahile gittik.

Gördüğüm manza, yani suyun içindeki o farklı dünya beni benden almıştı. Tecribeme dayanarak fotoğrafta nasıl çıkabileceğini düşünmek bile bana ayrı bir keyif veriyordu. Yansıma fotoğraflarının bazıları sanki fotoğrafı ikiye katlamışsınız gibi çıkıyor ve ben su birikintisinin büyüklüğünü görünce böyle bir imkanın olduğunu hissetmiştim.

Birikintinin en geniş olduğu yerde durup neredeyse yere yatacak seviyeden suyun içine bakmaya ve en geniş görüntüyü almaya çalıştım. Alabildiğim yerden de fotoğraf çekmeye başladım. Tabii karşınızdaki manzaranın aksinin suya düşmesiyle bitmiyor herşey. O düşen akisin net olması da lazım ve hava şartları da etkili. Eğer su birikintisini netleyemiyorsanız o fotoğraftan bir hayır beklememek lazım. Her iki görüntü de keskin olmalı. Hem suyun içindeki hem de asıl görüntü. Yani aslında fotoğraf çekmek kolay olmakla birlikte her zaman o kadar da kolay birşey değil. Emek, zaman, uygun an ve uygun şartlar isteyen bir uğraşı. Bu yüzden gönül verilmeyince ortaya çok da iyi şeyler çıkmayabilir veya karşınıza çıkan bir şansı iyi değerlendiremeyebilirsiniz.


İşte bu yüzden benim için Henri Cartier Bresson’un  “Fotoğraf çekmek, insanın aklını, gözünü ve yüreğini aynı hizaya getirmesidir. Bu bir yaşam tarzıdır.”  sözü çok önemli, çok anlamlı ve bir o kadar da değerlidir..